Üyelik Girişi
BÖLÜMLER
Site Haritası
Kitaplar

 

Mevlana'dan Ruhsal Terapiler

 

 
 

 

 

Mesnevi-i şerifteki cinsel hikayeler
SORU:  
İyi günler. Ben yeterli bilgiye sahip olmasamda mevlana hz.lerinin ALLAH dostu veli kullarından olduğuna inanıyorum. İnternette aradığım zaman hep mesnevideki müstehçen hikayeler diye aratmalar olduğunu görüyorum. Birkaçını okudum ben kendimce almam gerekenleri aldım fakat merak ettiğim bu yazılanların hepsi mevlana hz.leri tarafından mı yazılmıştır. Alıntı hikayelerde var mıdır ? Bu hikayelerin sayısıda azmış sanırsam ve bu hikayelerin hikmetide muhakkak vardır. Mevlana hz.lerine sapıklık itham edenlere cevabımız ne olmalıdır ? Saygılar.

CEVAP


Hz. Mevlana büyük bir velidir. Onun veliliğine, tarih boyunca diğer veliler de âlimler de münevverler de şahitlik etmişlerdir. Bu konuda ittifak vardır. Meseleleri değerlendirirken bu gerçeği unutmamak gerekir.
Mesnevideki bu tür hikayeler meselesine gelince...
Bunlara neler denilebilir: "Hikaye", "cinsel hikaye", "müstehcen hikaye", "pornografik hikaye", "erotik hikaye"...
Doğrusu bunlara "hikaye" veya en fazla "cinsel hikaye" denilebilir. Diğerleri Hz. Mevlana ve Mesnevi-i şerif açısından hem "yanlış" hem "yakışıksız" hem "haksız" bir adlandırma olur.
İnsanoğlunun cinsel organları vardır, cinsel yaşamı vardır, cinsellik normaldir, cinsellikten bahsedilmesi anormal bir şey değildir, hayatın gerçeğidir. Burada önemli olan maksattır.
Cinsel bir hikaye, sırf dinleyenlerin/okuyanların şehvetleri tahrik etmek için olmadıkça, eğitim, ahlak ve terbiyede bir konuyu izah maksadıyla anlatılırsa makul karşılanabilir.
Mesnevi'de toplam 270'den fazla kısalı uzunlu hikaye var. Cinsel hikayelerin sayısı çok azdır. Benim tespitim 9 tanedir. (Bu da kitabın %2'sine tekabül eder). Aslında şöyle düzeltmemiz lazım: Bu 9 hikayenin hepsi de tam manasıyla cinsel hikaye sayılmaz. İçinde cinsellik geçen hikayelerdir.
Dolayısıyla kimse Hz. Mevlana'yı ahlaksızlıkla, utanmazlıkla suçlayamaz. Onun ahlakı, edebi, ilmi hüviyeti bellidir. Yazdıklarını da buna göre değerlendirmek icab eder. Eğer aksi olsaydı, yani Hz. Mevlana'nın genel üslubu ve zihniyeti cinsellik, müstehcenlik olsaydı, her kitabında ve her bir kitabının genelinde böylesi hikayeler, sözler, zihniyet hakim olurdu, yer alırdı. Ayrıca yaşadığı dönemden itibaren ulema ve meşayıh Hz. Mevlana'ya itibar etmez ve eleştirirdi. Oysa Hz. Mevlana'nın ilmi, ahlakı, edebi, örnek yaşantısı o dönemden itibaren bellidir. Cinsellik geçen hikayeler çok az ve sadece Mesnevi-i şerif'te vardır.
Hz. Mevlana bir eğitimcidir, mürebbidir; nefsin ve şehvetin insan üzerindeki etkisini anlatmak için birkaç cinsel hikayeden yararlanmıştır. O kadar... Kendisi de zaten bunu eğitim izah ve maksatlı kullandığı açıklamıştır. Hikayelerin başına, ortasına, sonuna; maksadına, açıklamalara ve alınacak derslere bakılırsa görülür.
Hz. Mevlana bu hikayeleri aktarırken sık sık araya girer, yorumlar yapar, maksadını açıklar. Yani maksadı sırf cinsel hikaye anlatmak da değildir. Yoksa niye sık sık araya girsin, konuyu durdursun, açıklamalar yapsın.
Bir tıp profesörü, tıp fakültesi öğrencilerine ders işlerken, anatomi veya organların özellikleri anlatan bir ders işlerken, beyin, ağız ve diş, kulak-burun-boğaz, kalp, dahiliye, ortopedi gibi konuları işlediği gibi, üroloji bahislerini yani üreme organlarını da anlatır, tanıtır, işlevlerini, hastalıklarını ele alır.
Hatta tıp fakültesi öğrencilerine insan vücudunun her tarafını kadavrada veya hasta üzerinde gösterir. Bir tıp fakültesi öğrencisi, "ben kadın-erkek üreme organını görmek istemiyorum, ne işe yaradıklarını bilmek istemiyorum" diyebilir mi? Dese, doktor olabilir mi? Ya da tıp profesörü öğrencilerine bu organları tanıtmasa görevini yapmış olur mu? Elbette olamaz. 
İşte Hz. Mevlana da manevi bir hekim olarak, bir mürşid-i kamil olarak, "kendine bağlı müridlerini" yetiştirmek için Mesnevi'yi hazırlamış, bu kitabın da birkaç yerinde, nefsin ve şehvetin etkilerini hikayeleştirerek açıklamıştır. Hatta bunlar hayatın içerisinden, toplumda gündem olmuş, yaşanmış hikayelerdir.  Saf zihinlere anlatmamıştır yani.
Mesnevi'yi bir saraya benzetebiliriz. Sarayın kapısı, bahçesi, bahçesinde kamelyalar, ağaçlar, çiçekler, havuzlar vardır. Saray içinde yatak odaları, misafir odaları, salonlar, mutfak, kiler, mescid, kütüphane, hamam vardır. Aynı sarayda tuvalet de vardır. Olması gerekir, normaldir. Kimse bir sarayda hamam ve tuvalet olmasını yadırgayamaz, eleştiremez. Eğer yabancı bir kişi saraya girip gezip dolaşır da koskoca sarayda sadece hamama veya tuvalete odaklanır, sarayı tanıtırken hamamdan veya tuvaletten, orada yapılan işlerden bahseder durursa, bu onun ya cahilliğinden / ahmaklığından ya da düşmanlığından kaynaklanır.
Tarih içerisinde Mevlevi şeyhleri, müridler hatta diğer tarikatların şeyhleri için bile herhangi bir sorun teşkil etmeyen bu birkaç hikaye, modern çağlarda, Mevlana'ya bağlı olmayan, hatta tasavvufu reddeden insanların tepkisini çekmektedir. Normaldir. Zaten onlar neredeyse hiçbir veliyi, şeyhi beğenmiyorlar.
Mesnevi'yi, Hz. Mevlana'yı sevenler, ona bağlı olanlar okusunlar! Zaten onlar için yazılmıştı, herkes için değil. Onlar Mesnevi'ye önyargılı yaklaşmazlar, hikayeleri yanlış anlamazlar, maksadı anlarlar. Diğerleri okumasınlar!
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      790 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret160781
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 8°
Hz. Mevlana'dan Sözler
HZ. MEVLÂNÂ'DAN SÖZLER
“Kibirlerinden “İnşâallah” (Allah dilerse) demediler; Allah da onlara beşerin aczini gösteriverdi.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 48)
*
“Dünyada iş
işten meydana gelir.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 76)
*
“Allah’tan edeble başarılı olmayı dileyelim. Edepsiz
Allah’ın lütfundan
yoksun kalmıştır.
Edepsiz
yalnızca kendisine
kötülük etmiş olmaz,
dört bir yanı
ateşe vermiş olur.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 77-78)
*
“Zekat verilmeyince
bulut ortaya çıkmaz
(yağmur yağmaz);
zinadan dolayı da
etrafa veba yayılır.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 88)
*
“Senin üzerine karanlıklardan ve gamdan yana ne gelirse, korkusuzluktan ve küstahlıktandır o.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 89)
 *
“Her odunun kokusu, dumanından belli olur.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 107)