Üyelik Girişi
BÖLÜMLER
Site Haritası
Kitaplar

 

Mevlana'dan Ruhsal Terapiler

 

 
 

 

 

Yılancı ve Donmuş Ejderha

YILANCI VE DONMUŞ EJDERHA

(Mesnevî, Cilt: 3, beyit nu: 976-1066)

 

 

 Yılan

 

Eski vakaları bilip söyleyenlerden bir hikâye dinle de bu üstü örtülü sırdan bir koku al.[1]

Bir yılancı, efsunlarla[2] yılan tutmak için dağlık yerlere gitti.

Arayan ister yavaş gitsin, ister hızlı, nihayet aradığını bulur. İki elini de aramaktan çekme. Aramak, yolda en iyi kılavuzdur.

İnsan, geçim için, rahatlıkiçin yılan arar; gamdan kurtulmak için gam yiyip durur. O da karda kıştadağları dönüp dolaşmakta, iri bir yılan arayıp durmaktaydı. Derken bir dağda, iri bir ölü yılan gördü. Şeklinden bile gönlü korkuyla doldu. Yılancı, o şiddetli kış mevsiminde yılan ararken o koskoca ölü ejderhayı gördü. Yılancı, halkı hayretlere düşürmek için o yılanı aldı.

Yılancı o ejderhayı aldı; halkı hayrete düşürmek için Bağdat’a getirdi. Birkaç kuruş kazanmak için, o çadır direği gibi ejderhayı çekip sürükledi. Kendi kendine, “Ölü bir ejderha getirdim. Avlamak için ne zahmetler çektim” diyordu. O, ejderhayı ölü sanıyordu. Fakat iyi dikkat etmemişti; çünkü ejderha diriydi. Kıştan, soğuktan donmuş, kaskatı kesilmişti. Diriydi, ama ölü gibi görünüyordu.

Yılancı, o yılanı yüzlerce zahmetle çeke çeke Bağdat’a kadar geldi. O maceracı adam, çarşıda bir hengâmedir koparmak için yılanı Şat kıyısına[3] koydu. Bağdat şehrinde bir gürültüdür koptu. “Bir yılancı ejderha getirmiş! Görülmemiş, kocaman bir şey! Nasıl da avlamış?” diye, yüz binlerce ahmak adam toplandı. Ahmaklıklarından onlar da yılancı gibi yılana avlandılar. Onlar, yılanı görmek için bekleşiyorlardı. Yılancı da, etraftaki halk tamamıyla toplansın diye bekliyordu. “Halk iyice toplansın da elime geçecek para çok olsun” diyordu. Yüz binlerce meraklı ahmak toplandı, sıkı sıkıya halka oldular. İzdihamdan, erkeğin kadından haberi yoktu. Kıyamet günü gibi herkes birbirlerine karışmıştı.

Yılancı, yılanı sardığı kilimi kımıldattıkça, halk onu görmek için parmaklarının ucuna basıp boyunlarını uzatıyorlardı. Ejderha, karakıştan donmuştu. Yüz çeşit kilim ve örtünün altındaydı. Yılancı, ihtiyatı elden bırakmamış, onu kalın iplerle bağlamıştı.Fakat halkın toplanmasını beklerken epeyce bir zaman geçmiş, Irak güneşi yılanın üstüne vurmuştu. Güneş onu epeyce ısıtınca bedenindeki soğukluk, uyuşukluk sıyrılıp gitmişti. O müddet zarfında ölü bir hâlde bulunan ejderha dirildi, kımıldamaya başladı. Ölü yılanın kımıldadığını gören halkın hayreti birken yüz bin oldu. Şaşkınlıklarından bağrışarak hep birden kaçışmaya başladılar. Ejderha, halkın gürültüsü arasında çatır çatır bağlarını koparmaya başladı. Bağlarını koparıp kilimin altından sıyrılınca bir de ne görsünler, aslan gibi kükreyen çirkin bir ejderha! Kaçarken halk birbirini çiğnedi. Hezimette birçok kişi ayak altında kalıp öldüler. Ölülerden yüzlerce yığın oldu.

Yılancı, “Ben meğerse dağdan, ovadan ne getirmişim!” diye korkusundan yerinde kaskatı kaldı, kaçamadı. O kör koyun, kurdu uyandırdı; cahilce Azrail’in yanına kendi ayağıyla gitti. Ejderha o ahmağı bir lokma ediverdi. Ejderha yılancıyı yuttuktan sonra, bir direğe sarılıp kendisini sıkarak, karnındaki adamın kemiklerini çatır çatırkırdı.

Ey insanoğlu! Senin nefsin de bir ejderhadır. O nasıl olur da ölür? Ölmüş görünse bile ölmemiştir. Günah işlemek için eline fırsat geçmediğinden ötürü, gamdan uyuşmuş bir hâlde, donmuş gibi beklemektedir. Nefs güçlense, fırsat bulsa, Firavun’un eline geçenler onun da eline geçse neler yapmaz?

Nefs ejderhası, yokluğa, yoksulluğa, fakirliğe düşerse, elinde bir kurtcağıza dönüşür. Fakat mevki ve mal yüzünden nefs sivrisineği büyür, çaylak kesilir. Nefs ejderhasını ayrılık karları içinde tut. Aklını başına al da, sakın onu Irak güneşinin altına getirme. Dikkat et! Ejderhan donmuş bir hâldeyken selâmettesin, fakat kurtuldu, kendine geldi mi ona lokma olursun. Onu mat et de mat olmaktan güvende ol. Ona acıma; o, acımaya ve iyiliğe layık değildir. Üstüne şehvet güneşinin harareti vurdu mu, o geberesice hemen yarasa gibi kanatlarını çırpmaya, uçmaya başlar. Onunla yiğitçe cihad et ve savaş ki buna karşılık Allah sana kendisiyle buluşmayı ihsan etsin.[4]

Sen o nefse zahmet ve eziyet vermeden, riyazet ve cihad etmeden, onu uslu, rahat ve vefakâr bir hâlde tutmayı mı umuyorsun? Nefsi zapt etmek her aşağılık kişiye nasip mi olur? Ejderhayı öldürmek için Hz. Musa olmak gerek.[5] Hz. Musa’nın ejderha şekline giren asasından korktukları için, yüz binlerce kişi kaçarken ayakaltında kalmış, Hakk’ın takdiriyle ölüp gitmişlerdi!

 

AÇIKLAMALAR


1. Ders: Sahte Şeyhlere Kanmamak

Hikayedeki "yılan tutucu", "müddeî-i kâzib olan şeyh" yani, şeyhim diye propagandada bulunan yalancı kişilerdir. Bunlar, nefsi ölmemiş iken, halkı başına toplayıp irşada ve neticede halkın kabulü vesaygıları yüzünden nefsinin ejderhası dirilip halkı ifsad ve manen helake sevkeder. (Ahmet Avni Konuk, Mesnevi Şerhi, IV, 284)

İnsanlar arasında itibar görmek, çeşitli maddi ve manevi menfaatler elde etmek için bir dağ başına giden, orada kendince çeşitli riyazetlerle meşgul olan, nefsini terbiye ve tezkiye ettiğini zanneden birisi, şehre indiğinde kendisini şeyh diye tanıtır, mürşidliğe kalkışır, hakkında çeşitli keramet söylentileri yayarak etrafına her kesimden insanı toplarsa, bir süre sonra şehir hayatının şehveti, nefsi arzuları tahrik eden faktörleri sebebiyle nefsi azgınlaşır, azgın nefsi hem onu hem de etrafında toplananları helak eder.

 

2. Ders: Nefsinden Emin Olmamak

Hikayedeki yılan/ejderha,"nefs"i temsil eder.

Nitekim Hz. Mevlana şöyle demiştir: "Putların kaynağı ve anası nefsinizdir. Diğer putlar yılan ise, nefs ejderhadır." (Mesnevi, I, 772)

Hikmetli Kur'an'da, tezkiye edilmemiş nefsin kötülükleri şöyle bildirilmektedir: “(Hz. Yusuf dedi ki:) Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefs aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.” (Yusuf Sûresi, 53. ayet) buyurmuştur.

Nefs tehlikesi ve onunla mücadele hakkında Peygamber Efendimiz (sav) şu açıklamaları yapmıştır:

“Mücahid, nefsi ile cihad eden kimsedir.” (Tirmizî, Fedâilu"l-cihad 2; Ahmed, Müsned, VI, 20)

“Büyük cihad, insanın nefsî arzularıyla mücahedesidir.” (Beyhakî, Kitabü"z-zühd, hadis nu: 373; Hatîb, Tarihu Bağdâd, XIII, 523-524, nu: 7345; Münavî, Feyzu'l-Kadir, II, 253, hadis nu: 6107)

“Düşmanlarının arasında en azılı olan düşmanın, iki yanın arasında ve içinde bulunan nefsindir.” (Beyhakî, Kitabü'z-zühd, nu: 343; Gazzâlî, İhyâ, III, 10; Aclûnî, Keşfu"l-hafa, I, 143, nu: 412)

“Nefsini kötüleyen kişiye ne mutlu!” (Buhârî, Tarihu'l-kebîr, III, 398; Taberânî, Mu'cemu"l-kebîr, V, 71-72, hadis nu: 4615-16; Beyhakî, Sünen, IV, 182, hadis nu: 7783-84; Münavî, Feyzu'l-kadir, II, 136, hadis nu: 5299)

“Ümmetim hakkında endişe ettiğim hususların en korkuncu hevâ ve hevese uymak ve tûl-i emeldir. Nefsin arzularına uymak insanı hak yoldan sapıtır. Tûl-i emel ise âhireti unutturur.” (Münavi, Feyzu'l-kadir, I, 50, hadis nu: 306; Aclûnî, Keşfu'l-hafâ, I, 68, nu: 161)

“Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha kısa bir süre bile olsa nefsime bırakma.” (Heysemî, Mecmau'z-zevaid, X, 181; Aclûnî, Keşfu'l-hafa, I, 189, nu: 564)

“Allah’ım! Nefsime takva duygusunu ver.Onun sâhibi ve mâliki sensin. Onu (gaflet ve isyandan) temizle. Onu temizleyenlerin en hayırlısı sensin.” (Müslim, Zikr 73; Nesâî, İstiaze 13, 65; Ahmed, Müsned, IV, 371)



[1] Muhtemelen, hikâye edilen vaka, olmuş bir vakadır. (Veled İzbudak, Mesnevî tercümesi, III, 406, dipnot)

[2] Efsûn: Büyü, sihir. Hile ile yapılan kötü işler.

[3] Şat: “Büyük nehir” demektir. Fırat ve Dicle’nin birleşmesidir. Şattü’l-Arap denilir.

[4] Kur’ân-ı Kerim’de, Ankebut Suresi’nin 69. ayetine işaret edilmektedir.

[5] Kur’ân-ı Kerim’de, A’raf Suresi 106-119, Tâhâ Suresi 61-69. ayetlerde bahsedilen olaya işaret edilmektedir.


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret160853
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 8°
Hz. Mevlana'dan Sözler
HZ. MEVLÂNÂ'DAN SÖZLER
“Kibirlerinden “İnşâallah” (Allah dilerse) demediler; Allah da onlara beşerin aczini gösteriverdi.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 48)
*
“Dünyada iş
işten meydana gelir.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 76)
*
“Allah’tan edeble başarılı olmayı dileyelim. Edepsiz
Allah’ın lütfundan
yoksun kalmıştır.
Edepsiz
yalnızca kendisine
kötülük etmiş olmaz,
dört bir yanı
ateşe vermiş olur.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 77-78)
*
“Zekat verilmeyince
bulut ortaya çıkmaz
(yağmur yağmaz);
zinadan dolayı da
etrafa veba yayılır.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 88)
*
“Senin üzerine karanlıklardan ve gamdan yana ne gelirse, korkusuzluktan ve küstahlıktandır o.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 89)
 *
“Her odunun kokusu, dumanından belli olur.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 107)